Vazgeçmeyi Bilmek

Uzun zaman önce attım bu başlığı. Vazgeçmek kolay değildi çünkü. Siz çağlayarak akan, köpük köpük çoğalmış bir bahar ırmağına tersten ak diyebilir misiniz? Ben denedim, olmak zorunda artık.

Vazgeçmeyi bilmek öyle sanıldığı gibi acizlere yakışır, tükenmişliği, dibe vurmuşluğu anlatan bir hikaye değil. Aksine durmasını bilmeyi, yüzsüzleşmemeyi öğretir insana. "Asla vazgeçme" nasıl da şımarık, küstah bir emirdir öyle.

Dünyanın en güzel sesine mahrum kalmak gibidir vazgeçmeye başlamak. Zaman başucundan yere düşmüş de tuzla buz olmuş gibi kalakalır. Toparlamaya çalışsan parçaları batar eline kanatır, damla damla akarsın sen de yere kırmızı. Sessiz çığlıklar atarsın; duvarlara, camlara, eşyalara çarpar çoğalarak geri döner kalbine. Yüreğin sıkışır, taşıyamazsın. Kurur dudakların, ellerin. Durur zaman. Sığlaşırsın. Sağırlaşırsın.

                                                                                                                                                            öyle beter.

                                                                                                                                                             öyle zor.

Sonra yavaş yavaş alışmaya başlarsın vazgeçmenin kekremsi tadına. Kehkeşanlar kaybolur bir bir hayatından. Sevemezsin yıldızları öyle eskisi gibi. Öyle yoğun, öyle siyah. O kadar ki, geceden bile karanlık. Günahlarımız gibi, geleceğimiz gibi, beynimizin ücra köşeleri, ruhumuzun arka bahçeleri ve kalbimizin çıkmaz sokakları gibi karanlık.

Zaman geçer ve sen insansı aciz zihninle unutursun belki de evrenin sonsuzluğunda asla kaybolmayacak kadar kıskanılası bir altın parlaklığında yaşayan anılarını. Vazgeçersin hatırlamaktan. Unutmak kabil değildir halbuki. Göz unutur da gördüğünü, şu ucunu bucağını kestiremediğimiz zihnimiz unutmaz işte. Katman katman olmuş yaşanmışlıkların arasına buruşturup atıverir öyle. Göz temizler de sormaya bile gerek duymadan gördüklerini; şu önünü alamadan bize bir şeyleri düşündüren, bizi farkında olmadan yoran küstah beyin hatırlar cüretkarca. Ama unutmak iyidir. Daha kolay vazgeçersin unutursan eğer.  Unutmak kabildir bazen.

Ben de tuttum işte vazgeçmenin yolunu. Biliyorum... Midem daha çok yanacak, başım daha çok ağrıyacak ve bir şeylergit gide uzaklaşacak zaman içinde. Düşüncelerimgeçecek gözlerimin önünden, mide bulantılarım geçecek, baş ağrılarım geçecek... Ben de yılışık, vıcık vıcık avuntu cümleleri kuracağım.

                                                                                                                                                       öyle karanlık.

                                                                                                                                                          öyle çamur.

 

Sonra ben yine de kendimin bile hayret edeceği, hatta daha önce hiç görmediğim ve muhtemelen daha sonra da pek göremeyeceğim bir inatla vazgeçmeninyolunu tutacağım. Vazgeçmek kabildir.

 

"  'Ne için dönüp baktın Tanrı'nın gazabını çeken şehre?' diye öfkeyle bağırdı Lût. 'Neden baktın neyi geride bıraktığına? Söylesene, insan terk ettiği şeye neden dönüp bakar son bir defa?' Ama karısının taşlaşmış dudakları cevap veremedi bu zor sorulara. "

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !