Domatesli Biberli

Nicedir gelmeyen bahar gibi güneşli bir havada, sanki uzun zamandır ilk defa dışarı çıkıyormuşum gibi hissettim bugün. En sevdiğim lacivert kotum daha bir lacivertti sanki. Güneşse daha parlak.

 

Karnım acıkmıştı. Dışarıdan gelen biber kızartmalarının kokuları kazıntıları daha da keskinleştiriyordu. Üstelik çok sevmeme rağmen mideme güvenim olmadığından yiyemem ben biber kızartmasını öyle her daim. Bazen tadına bile bakamam.

 

Canım nedense biber salçasıyla hazırlanmış kırmızı sosla sıvanan hamurun üzerine sırasıyla özenle yerleştirilmiş sucuk, salam, mantar, zeytin, haşlanmış süt mısırı, bol domates ve biber ve rendelenmiş kaşardan oluşan bir pizza çekti.

 

Tuvaletten çıkınca gözüm koridordaki boy aynasına kaymıştı. Göbeğim; uzun süredir bakmaya cesaret edemediğim, varlığından utandığım göbeğim, daha küçülmüştü gözümde. Ve ne zaman göbeğimi küçülmüş görsem, inatla, hızla büyüyüveriyordu karşımda. Sanki eskisinden daha gergin ve katmanlı oluveriyordu. Hangi halim gerçekti, hangisi yanılsama bilemedim.

 

Dışarıdan bakılınca orta halli hatta zayıfa yakın olan minyon tipim insanların ısrarlı reddedişlerine rağmen bana durdurulamaz bir hızla irileşiyor gibi geliyor şu sıralar. Hızla kilo alıyorum. Kilo aldıkça canım sıkılıyor, canım sıkıldıkça çikolata yiyesim geliyor. Dışarıdan bakılınca orta halli hatta zayıfa yakın ben kendimi durdurmazsam ş-i-ş-k-o’nun teki olacağım bu gidişle.

 

Odanın penceresinden, perdelere aldırmaksızın içeri giren güneş beni canlandırıyor. Zaten hep sevmişimdir güneşli havaları. Cemrelerin hepsi olması gererken yerleri bulduğu halde çatıların üstünden, kaldırımların kenarlarından kalkmayan kara rağmen bu gün bahar havası vardı.

 

İçimdeki heyecana heyecan katan ve git gide merak serpiştiren kitabın sayfalarını hızla çevirdim. Hem bir an önce ne olacak öğrenmek istiyordum, hem de kitap bitmesin. Göz ucuyla sayfaları karıştırırken bölümün biteceği sayfayı gördüm ve ardından ona cevaben midemin gurultusunu. Fazla oyalanmadan hemen bir mesaj atıp birkaç sayfa sonra bilmem nerede buluşmak üzere bilmem kimle randevulaştım.

 

Ne yiyecektik acaba? Öğrenci işi poğaçalar, börekler istemiyordu canım. Ama şöyle tıka basa da karnımı doyurmak değildi niyetim. Keşke şimdi her ilçesinde denize kıyısı olan, dağları küçük ama yeşil şehrimde olsaydım. Uzun yıllar “Çinli” zannedip hep mistik hikayelerle bağdaştırdığım, aslındı “Çinili” olduğunu öğrenince hayal gücüme övgüler yağdırdığım, içinde çiniye dair de bir şey olmadığını görünce de şaşırdığım “Çinili Fırın”a giderdim şimdi ne güzel. Orada iştahımı kabartan envai çeşit atıştırmalıkla, leziz çayın lezzetine varmak ne paha biçilemezdir benim için.

 

Domatesli, biberli kanepelerden yerdim herhalde böyle bir havada. Zaten hep domatesli, biberli şeyler ister canım hava güneşliyse.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !